TBMM Genel Kurulu'nun 16 Temmuz 2026'da kabul ettiği "Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun", 7589 kanun numarasıyla 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı. Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak anılan düzenleme, İcra ve İflas Kanunu'ndan Türk Borçlar Kanunu'na, Ceza Muhakemesi Kanunu'ndan İdari Yargılama Usulü Kanunu'na kadar on üç kanunda değişiklik yapıyor.

Güncelleme — 31 Temmuz 2026: Bu yazının ilk sürümü, kanun Genel Kurulda kabul edilmiş ancak henüz Resmî Gazete'de yayımlanmamışken hazırlanmıştı. Kanun yayımlandığı için metin, yürürlükteki nihai hükümlere ve kesinleşen yürürlük takvimine göre baştan sona güncellendi.

Hükümlerin büyük bölümü yayım tarihi olan 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe girdi. Bunun iki istisnası var: Danıştay Kanunu'na ilişkin madde 23 Temmuz 2026'dan geçerli sayılıyor; elektronik satış portalına ilişkin Türk Medeni Kanunu maddeleri ile e-duruşmada imza kuralı ise 31 Ekim 2026'da devreye girecek. Aşağıda paketin vatandaşı doğrudan ilgilendiren maddelerini madde numaralarıyla, hangi kanunun neresinin değiştiğini göstererek bulacaksınız. Hangi hükmün ne zaman işleyeceği ve derdest dosyalara etkisi ayrı bir başlıkta toplandı.

12. Yargı Paketi Hangi Kanunlarda Değişiklik Yapıyor?

12. Yargı Paketi ile değişen temel maddeler: İİK m.114, TCK m.157 ve m.158, HMK m.107-109 ve m.147, TBK m.55, 2576 m.7 ile İYUK m.45-46
12. Yargı Paketi ile değişen temel maddeler: İİK m.114, TCK m.157 ve m.158, HMK m.107-109 ve m.147, TBK m.55, 2576 m.7 ile İYUK m.45-46

12. Yargı Paketi tek bir alanı hedeflemiyor. Yargılama sürelerinin kısaltılması, icra satışlarının şeffaflaştırılması ve alacakların enflasyon karşısında korunması gibi farklı amaçlar bir arada güdülüyor. Değişen on üç kanunu ve konuları tek tabloda görmek, hangi başlığın kendi dosyanızı ilgilendirdiğini seçmenizi kolaylaştırır.

Kanunİlgili maddeKonu
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunum.114İzale-i şüyu satışında mirasçıya öncelikli ihale
5237 sayılı Türk Ceza Kanunum.158'e eklenen fıkraHesabını kullandıranlar için indirim (m.157'deki suçu da kapsıyor)
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunum.80, m.231, m.247, m.308Genetik veri kayıtları, HAGB, kaçak sanık, Başsavcı itirazı
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunum.107, m.109, m.147, m.149, m.166, m.168, m.362Belirsiz alacak, kısmi dava, duruşma aralığı, e-duruşma, kanun yolları
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunum.55Bedensel zarar tazminatında faiz başlangıcı
3095 sayılı Kanunm.1Kanuni faiz oranının belirlenme yöntemi
2576 sayılı Kanunm.7Tek hâkimle görülecek davaların kapsamı ve parasal sınırı
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunum.45, m.46İstinaf ve temyiz
4721 sayılı Türk Medeni Kanunum.440, m.444Vesayet altındaki malların elektronik satışı
1512 sayılı Noterlik Kanunum.55Onaylı örneğin elektronik ortamda güvenli imzayla gönderimi
2575 sayılı Danıştay Kanunugeçici m.27Daire sayısı geçiş süresi on yıldan on dört yıla çıkarıldı
2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunum.26İhtisas kurulu başkan ve üyelerine dört yıllık görev süresi
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunum.10, m.63Yardımcılık eğitimi ve sınavları, bilirkişiye başvurma sınırı

Tablodaki başlıkların her biri ayrı bir yazının konusu. Bu metin, hepsinin vatandaş açısından ne anlama geldiğini tek yerde topluyor.

İzale-i Şüyuda Mirasçıya Öncelik: İİK m.114 Değişikliği

12. Yargı Paketi'nin miras hukuku bakımından en görünür sonucu, ortaklığın satış suretiyle giderilmesi davalarında ortaya çıkıyor. Bugüne kadar izale-i şüyu satışları kural olarak herkese açık artırmayla yapılırdı; mirasçılar da diğer alıcılarla aynı masada yarışırdı. Türk Medeni Kanunu m.699 uyarınca satışın yalnızca paydaşlar arasında artırmayla yapılması eskiden de mümkündü, ancak bu bütün paydaşların rızasına bağlıydı; paydaşlardan biri karşı çıktığında artırma herkese açılıyordu. Uygulamada bu, aile taşınmazının üçüncü kişiye düşük bedelle gitmesi sonucunu doğurabiliyordu.

Değişiklik, Yargıtay'ın yerleşik içtihadıyla kurulan sıralamayı ortadan kaldırmıyor. Yerleşik içtihada göre mahkeme önce aynen taksimin mümkün olup olmadığını araştırır; taşınmaz önemli bir değer kaybına uğramadan bölünebiliyorsa satışa karar verilemez. Satış, ancak aynen taksim imkânsız olduğunda gündeme gelir. Yeni hüküm bu aşamadan sonrasını, yani satışın nasıl yapılacağını düzenliyor.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.114'te yapılan değişiklikle, bütün maliklerin taşınmazı miras yoluyla edindiği ve mirasçılar dışında üçüncü bir kişinin malik olmadığı taşınmazlarda, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmişse birinci açık artırma yalnızca malik olan mirasçılar arasında yapılıyor. Maliklerden birinin payını satın alma gibi başka bir yolla edindiği dosyalar bu özel usule girmiyor. Mirasçılar arasındaki bu artırma muhammen kıymetin tamamı üzerinden ve bir defaya mahsus yapılıyor; bedel karşılanmazsa satış, herkese açık genel artırma usulüne dönüyor ve İcra ve İflas Kanunu'ndaki genel taban kuralları işliyor.

Düzenlemenin bir de yaptırım ayağı var. İhaleyi kazanıp bedeli süresinde yatırmayan alıcıya, teklif ettiği bedelin yüzde 5'i oranında idari para cezası uygulanıyor. Amaç açık: artırmanın, satışı sürüncemede bırakmak isteyen paydaş tarafından bir geciktirme aracına dönüştürülmesini ve elektronik satış portalında bedel yatırılmayan spekülatif teklifleri engellemek.

Karşı-sezgisel bir nokta burada saklı. Mirasçıya tanınan öncelik, "taşınmaz artık ucuza gitmez" anlamına gelmiyor. Birinci artırmada muhammen kıymetin tamamı ödenmezse satış genel usule geçiyor. Yani öncelik hakkı, parasal hazırlığı olmayan mirasçı için pratikte işlemeyen bir haktır. Artırma gününden önce finansmanı hazır etmemiş paydaş, kendisine tanınan tek seferlik hakkı kullanamadan kaybeder.

Geçiş kuralı da netleşti: yeni usul, yalnızca 31 Temmuz 2026'dan sonra ilanı yapılan açık artırmalarda uygulanıyor. İlanı daha önce yapılmış satışlar eski usulde tamamlanıyor; derdest bir izale-i şüyu dosyasında mirasçı önceliğinden yararlanılıp yararlanılamayacağını ilan tarihi belirliyor.

Banka Hesabını Kullandıranlar: TCK m.158'e Eklenen İndirim Fıkrası

Son yıllarda savcılıkların en yoğun dosya grubu, dolandırıcılık paralarının aklandığı banka hesaplarına ilişkin soruşturmalar oldu. Hesabını başkasına kullandıran kişi, mevcut uygulamada çoğu zaman nitelikli dolandırıcılığın müşterek faili ya da yardım edeni sayılıyor ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.158'in ağır ceza aralığıyla karşılaşıyordu.

Yargıtay'ın bu dosyalardaki yerleşik yaklaşımı, hesap sahibinin rolünü tek bir kalıba sokmamak yönünde. Kişinin komisyon veya pay alıp almadığı, hesabın kaç kez ve hangi yoğunlukta kullandırıldığı, örgütlü bir yapıyla bağının bulunup bulunmadığı ayrı ayrı değerlendirilir; katkının yoğunlaştığı hâllerde yardım eden değil müşterek fail sorumluluğu gündeme gelir. Yeni düzenleme, işte bu ayrımı kanun metnine taşıdı.

7589 sayılı Kanun, TCK m.158'e eklediği fıkrayla ayrı bir indirim sebebi getirdi. Fıkra yalnızca nitelikli dolandırıcılığı değil, m.157'deki temel dolandırıcılık suçuna iştiraki de kapsıyor. Suça iştiraki yalnızca banka hesabı, kredi kartı veya benzeri bir ödeme aracının kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi ve araçları vermekten ibaret olan failin cezası yarı oranında indiriliyor. İndirimin koşulu dar tutulmuş: kişinin katkısı gerçekten hesap sağlamakla sınırlı kalmalı. Mağdurla temas kuran, senaryoyu yürüten ya da parayı çekip aktaran kişi bu fıkradan yararlanamaz. Sınırlılığın delili uygulamada hesap hareketlerini kimin yaptığı, HTS kayıtları ve mesajlaşma içerikleri oluyor.

Geçici Madde 1, kesinleşmemiş ve infazdaki dosyalar için ayrı yollar açıyor. Hüküm verilmiş ancak kesinleşmemiş dosyalarda yeni fıkranın lehe hüküm olarak değerlendirilmesi gündeme geliyor. Cezası infaz edilmekte olanlar bakımından ise dikkat çekici bir imkân var: mahkemenin ihtarından itibaren altı ay içinde mağdurun zararı tamamen giderilirse, TCK m.168'deki etkin pişmanlık hükmü de devreye girebiliyor. İki indirim birlikte uygulandığında ceza belirgin biçimde düşüyor. Buna karşılık bu altı aylık süre boyunca infazın ertelenmesine karar verilemiyor; zarar giderilene kadar cezaevindeki durum değişmiyor.

Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı, Kısmi Dava Güçlendi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.107, 2011'den bu yana alacağın miktarını başlangıçta belirleyemeyen davacıya ayrı bir dava türü sunuyordu. Uygulamada bu hüküm, hangi alacağın gerçekten belirsiz sayılacağı tartışmasıyla birlikte yürüdü; işçilik alacaklarında dava şartı yokluğundan usulden ret kararları ve buna bağlı hak kayıpları sık görüldü.

7589 sayılı Kanun m.107'yi 31 Temmuz 2026 itibarıyla yürürlükten kaldırdı. Boşluk, m.109'a eklenen dördüncü fıkra ile kısmi dava üzerinden dolduruluyor. Yeni yapıda davacı, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, tahkikat sona erene kadar talep sonucunu artırabiliyor; zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da davanın açıldığı tarihte kesilmiş sayılıyor. Geçiş hükmü açık: 31 Temmuz 2026'dan önce belirsiz alacak davası olarak açılmış ve hâlen görülmekte olan davalar eski m.107'ye göre yürütülmeye devam ediyor; yeni sistem yalnızca bu tarihten sonra açılan davalara uygulanıyor. Yani "belirsiz alacak mı, kısmi dava mı" tercihinden doğan usul riski yeni davalar için ortadan kalkıyor, davacı tek bir yol üzerinden ilerliyor.

Bu değişikliğin pratik yansımasını en çok işçilik alacağı, trafik kazası tazminatı ve destekten yoksun kalma dosyalarında göreceğiz. Trabzon Adliyesi'ndeki iş ve asliye hukuk mahkemelerinde açılan alacak davalarında dilekçe tekniği bu yönde değişiyor; talep sonucu bilirkişi raporundan sonra artırılacağı için dilekçenin kısmi dava niteliğini açıkça ortaya koyması önem kazanıyor. Artırım hakkı tek kullanımlık olduğundan, bilirkişi raporu gelmeden aceleyle yapılan artırım, rapor sonrası ortaya çıkan daha yüksek tutar için ikinci bir imkân bırakmıyor. Buna karşılık "fazlaya ilişkin haklar saklı" ibaresinin yazılmaması, HMK m.109 uyarınca kalan alacaktan feragat edildiği anlamına gelmez; ibare yararlı bir açıklık sağlar, zorunlu bir şart değildir.

Duruşmalar Arasında Kural Olarak En Fazla Üç Ay Bulunacak

Yargılama süresine ilişkin en somut düzenleme HMK m.147'de ve 31 Temmuz 2026'dan itibaren yürürlükte. Yazılı yargılama usulünde iki duruşma arasındaki süre kural olarak üç ayı aşamıyor. Bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla işlem yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde hâkim daha uzun süre belirleyebiliyor; ancak bunun somut gerekçesini göstermesi gerekiyor.

Gerekçe zorunluluğu, hükmün asıl dişini oluşturuyor. Duruşma aralığı, bugüne kadar UYAP takviminin yoğunluğuna göre altı ayı, bazı mahkemelerde daha fazlasını buluyordu ve buna karşı taraflara sunulan somut bir denetim aracı yoktu. Gerekçe gösterilmesi, makul sürede yargılanma hakkına dayanan sonraki başvurular için elle tutulur bir dayanak üretecek.

Aynı pakette e-duruşmayı ilgilendiren bir değişiklik daha var: HMK m.149'da yapılan ve 31 Ekim 2026'da yürürlüğe girecek düzenlemeyle, duruşmaya ses ve görüntü nakli yoluyla katılan taraf bakımından ıslak imza şartı, feragat ve kabul gibi kesin irade beyanı gerektiren işlemlerle sınırlandırılıyor. E-duruşmanın yaygınlaşması, üç aylık sınırın fiilen tutturulabilmesinin de destekleyicisi.

Kanuni Faiz Sabit Oranı Bıraktı

Faiz düzenlemesi, paketin ekonomik etkisi en geniş maddesi. Arka planında bir Anayasa Mahkemesi kararı var. AYM, 22/7/2025 tarihli, E.2024/24, K.2025/164 sayılı kararıyla 3095 sayılı Kanun'un 1. maddesindeki kanuni faiz düzenlemesini, sözleşmeden doğmayan borç ilişkileri yönünden Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti; gerekçede alacağın enflasyon karşısında aşınmasına karşı etkili bir mekanizma öngörülmemesi eleştirildi. Karar 1 Aralık 2025 tarihli, 33094 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı ve iptalin yürürlüğü dokuz ay ertelendi: 1 Eylül 2026.

7589 sayılı Kanun bu boşluğun doğmasına izin vermedi: 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun m.1'i yeniden yazan hüküm, iptal yürürlüğe girmeden yaklaşık bir ay önce, 31 Temmuz 2026'da devreye girdi. Kanun koyucu, Anayasa Mahkemesi'nin tanıdığı dokuz aylık süreyi sonuna kadar kullanmak yerine boşluğu erken kapattı. Sabit oran terk edildi; kanuni faiz artık Merkez Bankasının bir önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde 80'i üzerinden hesaplanıyor. Yıl ortasında, 30 Haziran itibarıyla açıklanan oranla aradaki fark beş puan veya daha fazlaysa, yılın ikinci yarısında 30 Haziran oranının yüzde 80'i uygulanıyor.

Vatandaş açısından anlamı şudur: alacağın geç ödenmesi eskisi kadar "kârlı" olmayacak. Sabit oranın enflasyonun altında kaldığı dönemlerde borçlunun yargılamayı uzatmakta menfaati vardı. Endeksli yapı bu menfaati zayıflatır. Güncel oranı öğrenmek için artık kanuna değil, TCMB'nin ilan ettiği son reeskont oranına bakmak gerekiyor; kanun rakamı değil formülü belirliyor.

Bedensel Zarar Tazminatında İki Dönemli Faiz

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.55'te yapılan değişiklik, trafik kazası ve iş kazası dosyalarının hesap yapısını doğrudan etkiliyor. Çalışma gücünün azalması veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile destekten yoksun kalma tazminatında faiz, tek bir başlangıç tarihine bağlı olmaktan çıktı.

Yeni yapıda tazminat iki döneme ayrılıyor. Zarar görenin veya destek verenin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tutara, haksız fiilin veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten itibaren kanuni faiz işletiliyor. Kazancın bilinemediği, yani geleceğe yönelik döneme ilişkin tutara ise karar tarihinden itibaren faiz işletiliyor. Ayrıca sigorta ödemeleri gibi kalemlerin tazminattan mahsubunda izlenecek sıra netleştirildi.

Geçiş kuralı kesin: değişiklik yalnızca 31 Temmuz 2026'dan sonra meydana gelen haksız fiillere uygulanıyor. Daha önceki bir trafik kazasından veya iş kazasından doğan dava, bugün açılsa bile eski rejime tabi. Ölçüt dava tarihi değil, olay tarihi. Bu ayrım, uzun süren dosyalarda hükmedilen faiz kalemini gözle görülür biçimde etkiler; maddenin tazminat hukukçuları arasında en çok tartışılan yönü de budur.

İdari Yargıda Tek Hâkim Kapsamı ve Yeniden Düzenlenen Temyiz Rejimi

İdari yargı tarafında üç ayrı değişiklik var. Birincisi, tek hâkimle görülecek davaların kapsamı. Bu konu 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda değil, 2576 sayılı Kanun m.7'de düzenlenir; parasal sınır 486.000 TL'ye yükseltildi. Öğrenci disiplin işlemleri, kamu görevlilerinin yolluk, lojman ve izin işlemleri ile uyarma cezalarına karşı açılan davalar da tek hâkim kapsamına alındı. Parasal sınır değişikliği yalnızca 31 Temmuz 2026'dan sonra açılan davalara uygulanıyor; derdest dosyalar heyet düzeninde kalıyor.

İkincisi, bölge idare mahkemesinin yetkisinin genişletilmesi. İYUK m.45'te yapılan değişiklikle, ilk derece kararının sonucu hukuka uygun ama gerekçesi eksik veya hatalıysa, bölge idare mahkemesi gerekçeyi değiştirerek istinaf başvurusunu reddedebiliyor; eksik keşif veya bilirkişi incelemesi gibi noksanlıkları dosyayı geri göndermeden kendisi tamamlayabiliyor.

Üçüncüsü ve vatandaş açısından en kritiği, İYUK m.46'daki temyiz rejimi. Düzenleme temyizi tümüyle kapatmıyor; bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını kaldırıp yeniden karar vermesi hâlinde Danıştay'da yeni bir temyiz imkânı tanıyor. Ancak iki önemli sınır var: tek hâkimle görülüp parasal sınırı aşmayan davalarda temyiz kapalı; kaldırma üzerine verilen yeni karar ile ilk derece kararı arasındaki fark, İYUK m.45'teki (her yıl yeniden değerlemeyle güncellenen) parasal sınırı geçmiyorsa Danıştay yolu açılmıyor. Yeni temyiz rejimi, 31 Temmuz 2026'dan sonra verilen bölge idare mahkemesi kararlarına uygulanıyor. Pratik sonuç şudur: pek çok idari uyuşmazlıkta bölge idare mahkemesi son söz merci hâline geliyor ve istinaf dilekçesi dosyanın son ciddi savunma imkânı oluyor.

HAGB Yeniden Düzenlendi

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, iki ayrı Anayasa Mahkemesi kararıyla sarsıldı. AYM önce 1/6/2023 tarihli E.2022/120, K.2023/107 sayılı kararıyla CMK m.231'in ilgili fıkralarını iptal etti; iptal 1 Ağustos 2024'te yürürlüğe girdi. Araya giren 7499 sayılı Kanun sanığın kabulü şartını kaldırmış, kanun yolunu itirazdan istinafa çevirmişti. AYM bu düzenlemeyi de yeterli bulmadı: 10 Temmuz 2025 tarihli E.2024/98, K.2025/149 sayılı kararla HAGB'yi düzenleyen fıkralar yeniden iptal edildi. Karar 31 Aralık 2025'te Resmî Gazete'de yayımlandı ve iptalin yürürlüğü dokuz ay ertelendi; yani 30 Eylül 2026'da HAGB'nin kanuni dayanağı ortadan kalkacaktı.

7589 sayılı Kanun bu tarih gelmeden CMK m.231'i yeniden kurdu. Yeni yapıda iki yıl veya daha az hapis ile adli para cezaları kapsamda; sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması, zararın giderilmesi ve mahkemede yeniden suç işlemeyeceği kanaatinin oluşması aranıyor; denetim süresi beş yıl. Anayasa Mahkemesi'nin iki kararında da işaret ettiği nokta karşılandı: işkence, eziyet ve kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği kötü muamele suçlarında HAGB uygulanamıyor. Kanun yolu da genişledi: HAGB kararına karşı istinaf yolu açık; bölge adliye mahkemesinin kararına karşı ayrıca temyiz yoluna gidilebiliyor. 1 Haziran 2024'ten önce verilen kararlarda itiraz, sonrasında istinaf geçerli olduğundan, süre kaçırmamak için bakılacak ilk şey kararın tarihi.

Yürürlük Takvimi: Hangi Hüküm Ne Zaman İşliyor?

Yürürlük maddesi tek bir tarih öngörmüyor; üç ayrı takvim işliyor. Maddelerin büyük bölümü yayım tarihi olan 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe girdi. Danıştay Kanunu'ndaki değişiklik, daire sayısına ilişkin sürenin dolmasına bağlı teknik zorunluluk nedeniyle 23 Temmuz 2026'dan geçerli sayıldı — kanunun geriye yürüyen tek hükmü bu. Elektronik satış portalına ilişkin Türk Medeni Kanunu maddeleri ile HMK m.149'daki e-duruşma imza kuralı ise UYAP tarafında hazırlık gerektirdiği için üç ay sonraya bırakıldı.

HükümYürürlük
Danıştay Kanunu geçici m.27 (daire sayısı süresi)23 Temmuz 2026'dan geçerli
Ceza, usul ve faiz hükümlerinin tamamına yakını31 Temmuz 2026 (yayım tarihi)
TMK m.440 ve m.444 (elektronik satış) ile HMK m.149 (e-duruşma imzası)31 Ekim 2026

Derdest dosyalar bakımından tek cevap yok; Geçici Madde 1 her değişiklik için ayrı bir tetikleyici tarih belirliyor. Belirsiz alacakta ve tek hâkim sınırında ölçüt davanın açılış tarihi, izale-i şüyu ve elektronik satışta artırmanın ilan tarihi, idari yargıda temyiz için bölge idare mahkemesi kararının tarihi, bedensel zarar tazminatında haksız fiilin tarihi, Başsavcı itirazında dosyanın teslim tarihi. Her madde için ayrı geçiş kuralına bakmak gerekir; tek bir cevapla ilerlemek yanıltıcıdır.

12. Yargı Paketi Kimleri, Hangi Aşamada Etkiliyor?

Dosya durumuna göre 7589 sayılı Kanunda hangi maddenin uygulanacağını gösteren eşleştirme tablosu
Dosya durumuna göre 7589 sayılı Kanunda hangi maddenin uygulanacağını gösteren eşleştirme tablosu

Bir mevzuat değişikliğinin size dokunup dokunmadığını anlamanın en pratik yolu, dosyanızın bulunduğu aşamayı ve olay tarihini birlikte düşünmektir. Aşağıdaki tablo, sık karşılaşılan durumlar için bunu özetliyor.

Durumunuz12. Yargı Paketi'nde ilgili hükümNe değişiyor
Tüm malikleri mirasçı olan taşınmazda satış suretiyle ortaklığın giderilmesi kararı verildiİİK m.11431.07.2026'dan sonra ilan edilen artırmalarda birinci artırma yalnızca malik mirasçılara açık, taban muhammen kıymetin tamamı
Hesabınızı bilerek kullandırdığınız için dolandırıcılığa iştirak iddiasıyla yargılanıyorsunuzTCK m.158'e eklenen fıkra, m.168Katkı hesap kullandırmakla sınırlıysa yarı oranında indirim; kesinleşmemiş dosyalarda lehe değerlendirme
Belirsiz alacak veya kısmi alacak davanız varHMK m.107 (mülga), m.109/431.07.2026'dan önce açılan davalar eski m.107'ye tabi; yeni davalarda kısmi dava ve tek seferlik artırım
İş göremezlik veya destekten yoksun kalma tazminatı talebiniz varTBK m.55, 3095 s.K.31.07.2026 sonrası olaylarda faiz iki döneme ayrılıyor; kanuni faiz reeskonta endekslendi
İdari işlemin iptali için dava açtınız2576 s.K. m.7; İYUK m.45, m.46Tek hâkim kapsamı genişledi, istinaf ve temyiz rejimi değişti
Duruşmalarınız aylarca ileriye atılıyorHMK m.147Aralık kural olarak üç ayı aşamıyor, uzatma gerekçeli

Tablodaki her satır ayrı bir usul rejimi anlamına geliyor. Aynı kişinin devam eden iki dosyası, farklı geçiş hükümlerine tabi olabilir.

Sık Yapılan Hatalar

Uygulamada şimdiden görülen birkaç yanılgı var; bunların farkında olmak hak kaybını önler.

İlk hata, kanunun bütün hükümlerinin 31 Temmuz 2026'da başladığını sanmak; elektronik satış ve e-duruşma imza kuralı 31 Ekim 2026'yı bekliyor, Danıştay hükmü ise 23 Temmuz'dan geçerli. İkinci hata, TCK m.158'e eklenen indirimin her IBAN dosyasında otomatik uygulanacağını sanmak; indirim yalnızca katkısı hesap kullandırmaktan ibaret kalan fail için geçerli ve bu sınırlılığın dosyada ortaya konması gerekiyor. Üçüncü hata, izale-i şüyuda mirasçı önceliğinin taşınmazı garanti ettiğini düşünmek; muhammen kıymetin tamamı hazır edilmezse hak kullanılamadan tükeniyor, üstelik ilanı 31 Temmuz'dan önce yapılmış satışlarda bu usul hiç uygulanmıyor.

Dördüncü hata, HMK m.107 kalktığı için derdest belirsiz alacak davalarının düşeceğini sanmak; Geçici Madde 1, bu davaların eski hükme göre yürütülmeye devam edeceğini açıkça söylüyor. Beşinci hata, idari yargıda temyiz yolunun kapandığı dosyalarda istinaf dilekçesini alelade hazırlamak; o dilekçe artık çoğu zaman son sözdür. Altıncı hata, üç aylık duruşma sınırını mutlak sanmak; bilirkişi incelemesi süren dosyada gerekçe gösterilerek daha uzun süre belirlenmesi kanuna aykırı değildir.

Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut dosyanızın hangi geçiş hükmüne tabi olduğu, olay tarihine ve dosyanın bulunduğu aşamaya göre değişir; bu nedenle bir hukuk profesyoneline danışmanız önerilir.

Sonuç

7589 sayılı Kanun, tek bir alanı değil yargılamanın ritmini hedefliyor: duruşma aralığı sınırlandı, dava türü tercihinden doğan usul riski kaldırıldı, icra satışlarında mirasçıya öncelik tanındı ve faiz rejimi Anayasa Mahkemesi iptali yürürlüğe girmeden enflasyona duyarlı hâle getirildi. Buna karşılık idari yargıda kanun yolunun daralması, ilk derece ve istinaf aşamasındaki savunmanın ağırlığını artırıyor. Kanun 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe girdiğine göre artık belirleyici olan geçiş hükümleridir: dosyanızın eski mi yeni mi rejime tabi olduğunu ilan, dava, karar veya olay tarihi belirler. Kendi dosyanızın hangi hükme ve hangi geçiş kuralına tabi olduğunu değerlendirmek için bir hukuk profesyoneline başvurmanız gerekir.