5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13. maddesi, iş kazasını sigortalıyı "hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay" olarak tanımlar. Tek bir cümlede toplanan bu tanımın arkasında, işçinin sakatlanması veya hayatını kaybetmesi halinde devreye giren iki ayrı hukuki mekanizma vardır: Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) sağladığı sigorta yardımları ve işverenden talep edilen maddi-manevi tazminat.

Çoğu işçi ve yakını, SGK'dan gelir bağlandığında sürecin bittiğini düşünür. Oysa SGK ödemesi, işverenin tazminat sorumluluğunu bütünüyle ortadan kaldırmaz. Aradaki fark, ayrı bir tazminat davasının konusudur. Bu yazı, iş kazası ve meslek hastalığında işverenin sorumluluğunun hukuki dayanağını, tazminat türlerini, hesaplama yöntemini, SGK sürecini ve zamanaşımı kurallarını 5510 sayılı Kanun ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde ele alıyor.

İş Kazası ve Meslek Hastalığı Nedir? Kanuni Tanım ve Dört Unsur

İş kazası kavramı 5510 sayılı Kanun m.13'te beş ayrı halde sayılır. Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işverence yürütülen iş nedeniyle, görevli olarak işyeri dışına gönderildiği zamanlarda, emziren kadın sigortalının süt izni süresinde veya işverence sağlanan bir taşıtla işe gidiş-geliş sırasında meydana gelen ve sigortalıyı bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay iş kazasıdır. Sıyrık, hafif çizik gibi önemsiz yaralanmalar bu kapsamda değerlendirilmez; iç kanama, kırık, organ kaybı, ruhsal travma gibi sonuçlar ise iş kazası sayılır.

Bir olayın iş kazası niteliği taşıması için belirli unsurların bir arada bulunması aranır. İlki, zarar görenin sigortalı olmasıdır. İkincisi, m.13'te sayılan yer ve zaman koşullarından birinin gerçekleşmesidir. Üçüncüsü, sigortalının mutlaka bir olayla karşılaşıp bedensel veya ruhsal bir zarara uğramasıdır. Dördüncüsü ise olay ile zarar arasında uygun illiyet bağının kurulabilmesidir. Bu unsurlardan biri eksikse, olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi mümkün olmaz.

Meslek hastalığı ise 5510 sayılı Kanun m.14'te düzenlenir. Sigortalının çalıştığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütülme şartları yüzünden uğradığı geçici ya da sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleri meslek hastalığıdır. İş kazasından farkı, ani bir olay değil, zamana yayılan bir maruz kalma sonucu ortaya çıkmasıdır. Maden işçisinde silikoz, sürekli gürültülü ortamda çalışanda işitme kaybı tipik örneklerdir.

Mevzuat referansı: İş kazası tanımı 5510 sayılı Kanun m.13, meslek hastalığı m.14, sürekli iş göremezlik geliri m.19'da düzenlenmiştir. Bu maddelerin güncel metni için 5510 sayılı Kanun (mevzuat.gov.tr) incelenebilir.

Meslek hastalığının tespiti tek başına işçinin beyanına bırakılmaz. m.14/2 uyarınca, hastalığın SGK'nın yetkilendirdiği sağlık hizmeti sunucularınca düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbi belgelerle ortaya konması; ardından SGK Sağlık Kurulunca onaylanması gerekir. Hastalık ile yapılan iş arasındaki nedensellik bağı kurulamazsa, durum meslek hastalığı sayılmaz.

İş Kazasını Belirleyen Unsurlar

Unsur

Açıklama

Kanuni Dayanak

Sigortalılık

Zarar gören 4/a veya 4/b kapsamında sigortalı olmalı

5510 m.4

Yer-zaman koşulu

m.13'te sayılan hallerden biri gerçekleşmeli

5510 m.13

Bedensel/ruhsal zarar

Hemen veya sonradan engellilik doğmalı

5510 m.13

İlliyet bağı

Olay ile zarar arasında uygun nedensellik bulunmalı

TBK m.49

İşverenin Sorumluluğu: Kusur, Kusursuz Sorumluluk Tartışması ve İşçinin Müterafik Kusuru

İş kazası tazminatında en sık karıştırılan nokta, işverenin sorumluluğunun hangi temele dayandığıdır. Burada iki ayrı ilişkiyi birbirinden ayırmak gerekir. SGK ile işveren arasındaki ilişki sosyal güvenlik hukukuna; işçi ile işveren arasındaki tazminat ilişkisi ise borçlar hukukuna tabidir.

İşçinin işverenden talep edeceği tazminatın temeli, kural olarak kusur sorumluluğudur. İşveren, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almakla yükümlüdür; bu yükümlülüğün kaynağı 4857 sayılı İş Kanunu m.77 ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'dur. İşveren gerekli tedbirleri almadıysa kusurlu sayılır ve doğan zararı gidermekle yükümlü olur. Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımına göre işverenin sorumluluğu salt kusursuz sorumluluk değildir; tazminat için ihmal ya da kusurun varlığı aranır. Ancak işverene yüklenen özen yükümlülüğü oldukça ağırdır.

Uygulamada belirleyici kavram kaçınılmazlıktır. Kaçınılmazlık, işverenin mevzuatın öngördüğü bütün önlemleri almış olmasına rağmen fennen önlenemeyen durumları ifade eder. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik içtihadına göre, kazanın tümüyle kaçınılmazlıktan kaynaklandığı hallerde dahi işveren sorumluluktan tamamen kurtulamaz; hakkaniyet gereği zararın bir kısmı işveren üzerinde bırakılır. HGK'nın bu yöndeki bir kararında, kaçınılmazlığın etkili olduğu olayda işverenin %60, işçinin %40 oranında kusurlu kabul edilmesinin adil bir çözüm olacağı benimsenmiştir (HGK, E. 2015/21-983, K. 2019/252).

İşçinin kendi kusuru ise tazminatı tümden ortadan kaldırmaz. İşçinin dikkatsizliği veya kurallara aykırı davranışı, hukukta müterafik kusur olarak adlandırılır ve TBK m.52 uyarınca tazminattan indirim sebebidir. Yani işçi %30 kusurluysa, kural olarak tazminattan bu oranda bir indirim yapılır; ancak işverenin kendi yükümlülüğünü hiç yerine getirmediği durumlarda hakim, işçinin kusurunun indirim etkisini sınırlı tutabilir.

Yargıtay yaklaşımında, işçiye eğitim verilmemesi, kişisel koruyucu donanım sağlanmaması ya da denetim yapılmaması halinde, işçinin tedbirsizliği müterafik kusur olarak değerlendirilse bile işverenin esas sorumluluğu ortadan kalkmaz.

İş Kazası Tazminat Türleri: Maddi, Manevi ve Destekten Yoksun Kalma

İş kazası veya meslek hastalığı sonucu açılabilecek tazminat davaları birden fazla kalemi içerir. Hangi tazminatın talep edileceği, işçinin yaşayıp yaşamadığına ve uğradığı zararın niteliğine göre değişir.

Maddi tazminatın temelini iş göremezlik zararı oluşturur. İşçi kaza sonucu çalışamaz hale geldiyse, kaybettiği kazanç gücü maddi zarar olarak hesaplanır. Bu zarar, geçici iş göremezlik döneminde uğranan gelir kaybını ve sürekli iş göremezlik halinde ileriye dönük kazanç kaybını kapsar. Tedavi giderleri, bakıcı gideri ve protez gibi masraflar da maddi tazminatın parçasıdır.

Manevi tazminat, kazanın işçide yarattığı acı, elem ve yaşam kalitesindeki kayıp için talep edilir. Dayanağı TBK m.56'dır. Maddeye göre ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görene ya da ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar para ödenmesine karar verilebilir. Yargıtay'ın yerleşik ölçütüne göre manevi tazminat, sorumluyu fakirleştirmeyecek, alacaklıyı da zenginleştirmeyecek ölçüde belirlenir.

Ölümle sonuçlanan iş kazalarında devreye destekten yoksun kalma tazminatı girer. Bu tazminatın dayanağı TBK m.53'tür. Ölen işçinin desteğinden yoksun kalan kişiler, yani eşi, çocukları ve bazı durumlarda anne-babası, kendilerine ait bağımsız bir hakla bu tazminatı talep edebilir. Burada önemli bir ayrıntı vardır: Destekten yoksun kalma tazminatı, mirasçılık sıfatından değil, fiilen destekten yoksun kalma olgusundan doğar. Bu nedenle mirası reddeden bir kişi dahi destek tazminatı isteyebilir.

Tazminat Türlerinin Karşılaştırması

Tazminat Türü

Kim Talep Eder

Dayanak

Koşul

Maddi tazminat (iş göremezlik)

Yaralanan işçi

TBK m.49, 54

Kazanç kaybı / iş göremezlik

Manevi tazminat

İşçi veya yakınları

TBK m.56

Ağır bedensel zarar / ölüm

Destekten yoksun kalma

Ölenin destek verdiği kişiler

TBK m.53

İşçinin ölümü ve fiilî destek

Ölüm halinde ölenin müterafik kusuru, destekten yoksun kalan yakınların tazminatına da etki eder. Yargıtay uygulamasında ölenin kusur oranı, hak sahiplerine bağlanacak tazminattan indirilir. Bu, "ölenin kusuru yakınlarına sirayet eder mi" sorusunun cevabını oluşturur: Destekten yoksun kalma tazminatı bağımsız bir hak olsa da, hesaplamada ölenin kusuru indirim sebebi sayılır.

SGK Süreci: Bildirim, Gelir Bağlanması ve Rücu Davası

İş kazası gerçekleştiğinde ilk hukuki yükümlülük bildirimdir. 5510 sayılı Kanun m.13, 4/a kapsamındaki (hizmet akdine tabi) sigortalılar için işverene iki ayrı bildirim ödevi yükler: olayın yetkili kolluk kuvvetlerine derhal, SGK'ya ise en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde bildirilmesi zorunludur. Bu sürenin hesabında cumartesi, pazar ve resmi tatiller işgünü sayılmaz. Örneğin pazartesi günü kaza geçiren sigortalının SGK bildirimi en geç perşembe günü yapılmalıdır. Kendi adına bağımsız çalışan 4/b'li sigortalı bakımından bildirim, rahatsızlığın engel olmadığı günden itibaren üç işgünü içinde ve bir ayı geçmemek üzere bizzat sigortalı tarafından yapılır.

Bildirim süresinin kaçırılması cezasız kalmaz. İşveren süresinde bildirim yapmazsa, bildirim tarihine kadar sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği işverenden tahsil edilir; ayrıca işyerinin tehlike sınıfına göre değişen idari para cezası uygulanır.

SGK, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu sigortalıya çeşitli yardımlar sağlar. Bunların başında geçici iş göremezlik ödeneği gelir; yatarak tedavide günlük kazancın yarısı, ayakta tedavide üçte ikisi oranında ödenir. Kalıcı zararda ise sürekli iş göremezlik geliri devreye girer. 5510 m.19 uyarınca bu gelirin bağlanabilmesi için SGK Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücünün en az %10 oranında azaldığının tespit edilmesi gerekir. Sürekli tam iş göremezlikte sigortalıya, günlük kazancının 30 katının %70'i oranında gelir bağlanır; kısmi iş göremezlikte bu tutar maluliyet derecesiyle orantılanır. Ölüm halinde hak sahiplerine ölüm geliri bağlanır.

İşveren burada üçüncü bir ilişkinin de tarafıdır. SGK, sigortalıya yaptığı ödemeleri belirli koşullarda işverenden geri ister. Bu, SGK'nın rücu hakkıdır. 5510 sayılı Kanun m.21'e göre, iş kazası veya meslek hastalığı işverenin kastı veya iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı hareketi sonucu meydana gelmişse, SGK'nın yaptığı ve ileride yapacağı ödemeler ile bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri, sorumluluğu tespit edilen işverene rücu edilir. Kaza üçüncü kişinin kusurundan kaynaklanmışsa, ödemelerin ve gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı üçüncü kişiye rücu edilir.

SGK Yardımları ile Tazminat İlişkisi

Konu

SGK Yardımı

İşverenden Tazminat

Niteliği

Sosyal sigorta hakkı

Borçlar hukuku tazminatı

Şartı

Sigortalılık ve maluliyet (m.19)

İşverenin kusuru (TBK)

Talep eden

Sigortalı / hak sahibi

İşçi / yakınları

Karşılığı

Gelir / ödenek

Maddi-manevi tazminat

Mahsup

Tazminattan tenzil edilir

Fark talep edilir

SGK Geliri Tazminatı Sona Erdirmez: Fark Tazminatı

İş kazası geçiren işçilerin en sık düştüğü yanılgı burada ortaya çıkar. SGK'dan sürekli iş göremezlik geliri bağlandığında "haklarımı aldım" düşüncesiyle işverene karşı dava açma fikrinden vazgeçilebilir. Oysa Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre SGK ödemesi, işverenin tazminat sorumluluğunu hiçbir zaman tam anlamıyla ortadan kaldırmaz.

İşleyiş şöyledir: İşçinin gerçek zararı, borçlar hukuku ilkelerine göre bilirkişi marifetiyle hesaplanır. SGK'nın bağladığı gelirin rücuya tabi kısmının ilk peşin sermaye değeri, bu gerçek zarardan tenzil edilir. Geriye kalan fark, işverenden talep edilebilen tazminattır. Buna uygulamada fark tazminatı denir. SGK gelirinin gerçek zararı tam karşılamadığı durumlarda, aradaki açık işverenden istenir.

Hatta maluliyet oranı %10'un altında kalıp SGK gelir bağlamadığı hallerde dahi, işverene karşı tazminat hakkı doğabilir. Çünkü tazminat hakkının kaynağı sosyal güvenlik mevzuatı değil, Borçlar Kanunu'dur. Sosyal güvenlik yasalarında tazminat haklarını ortadan kaldıran bir hüküm yoktur. Bu nedenle "SGK gelir bağlamadı, dava açamam" şeklindeki yaklaşım hatalıdır.

Tazminatın Hesaplanması: Maluliyet Oranı, TRH 2010 Tablosu ve Bilirkişi

Maddi tazminatın miktarı somut verilere dayanan bir hesabın sonucudur. Hesaplamada işçinin yaşı, aylık net ücreti, meslekte kazanma gücü kaybı oranı (maluliyet oranı), işveren ve işçinin kusur oranları ile SGK'nın yaptığı ödemeler birlikte değerlendirilir.

Süreç şu adımlarla ilerler. Önce, işçi vefat etmemişse, geçici veya sürekli iş göremezlik durumu ve oranı hakkında sağlık raporu alınır. Maluliyet oranı, ilgili yönetmeliklerdeki cetvellere göre belirlenir. Ardından kusur dağılımı, iş güvenliği uzmanı bilirkişi tarafından saptanır. Son aşamada aktüerya bilirkişisi, talep edilebilecek tazminat miktarını hesaplayan rapor düzenler.

Hesabın belkemiğini muhtemel yaşam süresi oluşturur; çünkü işçinin ne kadar süre gelir elde edebileceği bu süreye bağlıdır. Yargıtay uzun yıllar 1931 tarihli PMF yaşam tablosunu kullanmaktaydı. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, bakiye ömrün belirlenmesinde artık güncel ulusal veriye dayanan TRH 2010 tablosunun esas alınması gerektiğine hükmetmiştir. İki tablo arasında bakiye ömür açısından önemli farklar bulunduğundan, hangi tablonun uygulandığı tazminat tutarını doğrudan etkiler. Hesaplamada genellikle progresif rant yöntemi ve teknik faiz uygulanır.

Karşı görüş notu: Doktrinde, TRH 2010 tablosuna geçişin daha gerçekçi sonuçlar verdiği genel olarak kabul görse de, geçmiş tarihli kazalarda hangi tablonun uygulanacağı tartışmalıdır. Yargıtay daireleri arasında tarih bakımından farklı uygulamalara rastlanabilmektedir.

Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

İş kazası ve meslek hastalığından doğan tazminat istemleri, kural olarak TBK m.146 uyarınca on yıllık zamanaşımına tabidir. Bunun yanında TBK m.72'deki haksız fiil zamanaşımı da gündeme gelir: Zarar görenin zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl, her halükârda fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl.

Burada belirleyici olan bir istisna vardır. TBK m.72/1 son cümlesi, tazminat istemine konu fiilin aynı zamanda ceza kanunlarına göre daha uzun bir zamanaşımına tabi suç oluşturması halinde, ceza zamanaşımının tazminat davasına da uygulanacağını öngörür. İş kazası çoğu zaman taksirle yaralama veya taksirle ölüme neden olma suçunu oluşturur. Ceza zamanaşımı on yıllık genel süreden uzunsa, tazminat davasında uzamış ceza zamanaşımı geçerli olur. Bu nedenle bazı iş kazası davaları, on yıl geçmiş olsa bile açılabilir.

İş Kazası Tazminatında Süreler

Konu

Süre

Niteliği

Genel zamanaşımı

10 yıl

Sözleşmeye dayalı istemlerde (TBK m.146)

Haksız fiil (öğrenme)

2 yıl

Zarar ve sorumluyu öğrenmeden itibaren (TBK m.72)

Haksız fiil (mutlak)

10 yıl

Fiilin işlendiği tarihten itibaren (TBK m.72)

Uzamış ceza zamanaşımı

Ceza kanunundaki süre

Fiil suç oluşturuyorsa (TBK m.72/1)

SGK'ya bildirim

3 işgünü

İş kazası bildirimi (5510 m.13)

Görevli mahkeme iş mahkemesidir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.5 uyarınca, işçi ile işveren arasında iş ilişkisinden doğan her türlü hukuk uyuşmazlığında iş mahkemesi görevlidir. Trabzon'da meydana gelen iş kazalarından kaynaklanan tazminat davaları, Trabzon İş Mahkemesi'nde görülür. Yetki bakımından, iş kazasının veya zararın meydana geldiği yer mahkemesi de yetkilidir.

Önemli bir usul kuralı, iş kazası tazminat arabuluculuk" class="auto-link" rel="noopener">arabuluculuk" class="auto-link" rel="noopener">davalarında zorunlu arabuluculuğun uygulanmamasıdır. 7036 sayılı Kanun m.3/3 gereği, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlara ilişkin tespit, itiraz ve rücu davalarında arabuluculuk dava şartı değildir. Bu davalar doğrudan iş mahkemesinde açılabilir; taraflar isterlerse ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir. İlk peşin sermaye değerine ilişkin teknik hesaplarda, bağlı bulunulan SGK il müdürlüğünün (örneğin Trabzon SGK) kayıtları dava dosyasına celbedilir.

İş Kazası Tazminat Sürecinde Sık Yapılan Hatalar

  1. SGK gelirini yeterli sanmak. SGK'dan gelir bağlanması süreci bitirmez. Gerçek zarar ile SGK ödemesi arasındaki fark, işverenden ayrıca talep edilebilir. Bu farkın istenmemesi ciddi hak kaybı doğurur.

  1. Düşük maluliyette davadan vazgeçmek. Maluliyet oranı %10'un altında kaldığı için SGK gelir bağlamamış olsa bile, işverene karşı tazminat hakkı doğabilir. Tazminatın dayanağı maluliyet oranı değil, işverenin kusurudur.

  1. Zamanaşımını yanlış hesaplamak. İş kazası aynı zamanda suç oluşturuyorsa, on yıl geçse dahi uzamış ceza zamanaşımı içinde dava açılabilir. Süreyi sadece on yılla sınırlı sanmak hatadır.

  1. Bildirim yükümlülüğünü ihmal etmek. İşveren açısından üç işgünlük SGK bildirim süresinin kaçırılması, ödenen ödeneğin işverenden tahsiline ve idari para cezasına yol açar. İşçi açısından ise olayın resmi kayda geçmemesi ileride iş kazası niteliğinin ispatını zorlaştırır.

  1. Kusur raporunu sorgusuz kabul etmek. Bilirkişi kusur dağılımı sonucu doğrudan etkiler. Eksik araştırmaya veya hatalı varsayıma dayanan rapora itiraz edilmemesi, tazminatın olması gerekenden düşük belirlenmesine neden olabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

İş kazası tazminat davası açma süresi nedir?

Kural olarak on yıllık zamanaşımı uygulanır. Olay aynı zamanda taksirle yaralama veya ölüme neden olma gibi bir suç oluşturuyorsa, ceza kanunundaki daha uzun zamanaşımı (uzamış ceza zamanaşımı) tazminat davasına da uygulanır; bu hallerde dava açma süresi uzar (TBK m.72).

SGK'dan gelir aldım, ayrıca işverene dava açabilir miyim?

Evet. SGK geliri işverenin tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Gerçek zarardan SGK gelirinin ilk peşin sermaye değeri tenzil edilir, kalan fark işverenden talep edilebilir. Buna fark tazminatı denir.

Maluliyet oranım %10'un altında, hiç tazminat alamaz mıyım?

SGK gelir bağlanması için %10 şartı aranır (5510 m.19). Ancak işverene karşı tazminat hakkı bu orana bağlı değildir; işverenin kusuru varsa, %10'un altındaki maluliyette de Borçlar Kanunu'na dayanan tazminat talep edilebilir.

İş kazası tazminat davası hangi mahkemede açılır?

İş mahkemesinde açılır (7036 sayılı Kanun m.5). İş mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetkili mahkeme, iş kazasının veya zararın meydana geldiği yer mahkemesidir.

İş kazası tazminat davasında arabuluculuğa başvurmak zorunlu mu?

Hayır. İş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan tazminat davaları, zorunlu (dava şartı) arabuluculuğun istisnasıdır. Doğrudan dava açılabilir; taraflar dilerse ihtiyari arabuluculuğu deneyebilir.

İşçi de kusurluysa tazminat alamaz mı?

İşçinin kusuru tazminatı tümden ortadan kaldırmaz; müterafik kusur olarak TBK m.52 uyarınca indirim sebebidir. İşçinin kusur oranı kadar tazminattan indirim yapılır, ancak işverenin esas sorumluluğu devam eder.

Sonuç

İş kazası ve meslek hastalığında işçinin korunması iki ayaklıdır: SGK'nın sosyal sigorta yardımları ve işverenden talep edilen maddi-manevi tazminat. 5510 sayılı Kanun m.13 ve m.14 olayın niteliğini, m.19 sürekli iş göremezlik gelirini, m.21 ise SGK'nın işverene rücu hakkını düzenler. Tazminat tarafında ise işverenin kusuru, işçinin müterafik kusuru ve fark tazminatı belirleyicidir. SGK gelirinin bağlanması süreci sonlandırmaz; gerçek zarar ile SGK ödemesi arasındaki açık ayrı bir davanın konusudur. Zamanaşımı kural olarak on yıl olmakla birlikte, olayın suç oluşturduğu hallerde uzamış ceza zamanaşımı devreye girer.

Bu içerik, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği'ne uygun şekilde, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Avukat-müvekkil ilişkisi kurma amacı taşımaz ve hukuki tavsiye niteliğinde değildir. Her iş kazası dosyası kendine özgü koşullar, kusur dağılımı ve maluliyet verileri taşır; somut olayınız için bir hukuk profesyoneline danışmanız önerilir.


Kaynaklar

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuza özel değerlendirme için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.