Bir trafik kazası dosyasında hükmedilen tutarın yarısından fazlası bazen faizden oluşur. Bunun sebebi basit: yargılama yıllar sürer ve bedensel zarar tazminatında faiz kural olarak olay tarihinden itibaren işler. TBMM Genel Kurulunun 16 Temmuz 2026'da kabul ettiği 7589 sayılı Kanun, Türk Borçlar Kanunu m.55'te yaptığı değişiklikle bu mekanizmayı ikiye bölüyor.
Değişikliğin arka planında bir Anayasa Mahkemesi kararı var. AYM, 22/7/2025 tarihli E.2024/24, K.2025/164 sayılı kararıyla kanuni faiz oranını sözleşme dışı borç ilişkileri yönünden iptal etti; iptalin yürürlüğü 1 Eylül 2026 olarak belirlendi. Yasa koyucu hem bu boşluğu dolduruyor hem de faizin ne zaman işlemeye başlayacağını yeniden kuruyor.
Aşağıda mevcut rejimin nasıl çalıştığını, yeni ayrımın hesabı nasıl değiştirdiğini, hangi kazaların kapsama girdiğini, sigortacıya karşı faizin ayrı kurallarını ve düzenlemeye yöneltilen eleştirileri bulacaksınız. Kayıt: 7589 sayılı Kanun bu yazının hazırlandığı 27 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla Resmî Gazete'de yayımlanmamıştı.
Mevcut Rejim: Faiz Olay Tarihinden İşler
Bugünkü uygulamanın dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.117'dir. Madde, haksız fiilde fiilin işlendiği tarihte borçlunun temerrüde düşmüş sayılacağını söyler ve bunun için ihtar aranmaz. Tazminat alacağı olay anında doğar ve muaccel hâle gelir; faiz de o andan itibaren yürür.
Bu yaklaşımın kökeni Roma hukukundaki "zarar veren daima temerrüt hâlindedir" ilkesine dayanır. Pratikte anlamı şudur: 2019'da meydana gelen bir kaza için 2026'da hükmedilen tazminata, yedi yıllık faiz eklenir. Yargılamanın uzaması alacaklının aleyhine değil, lehine sonuç doğurur.
Bedensel zarar tazminatında faiz bu kadar belirleyici olduğu için, kalem kalem neyin hesaplandığını bilmek gerekir. TBK m.54, bedensel zarar hâlinde istenebilecek kalemleri sayar: tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar. Ölüm hâlinde ise TBK m.53 çerçevesinde cenaze giderleri, tedavi giderleri ve destekten yoksun kalma zararı gündeme gelir.
Yeni Yapı: Bilinen Dönem ve Bilinmeyen Dönem

7589 sayılı Kanun, TBK m.55'i tazminatın hesaplanma mantığına göre yeniden kuruyor. Aktüeryal hesapta zarar zaten iki parçaya ayrılır: olay tarihiyle karar tarihi arasında kalan ve geliri fiilen bilinen dönem ile karar tarihinden sonrasına ilişkin, geliri varsayıma dayanan dönem.
Yeni hüküm bu teknik ayrımı faize taşıyor. Zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat tutarına haksız fiil tarihinden itibaren kanuni faiz işletiliyor. Kazancın bilinmediği döneme ilişkin hesaplanan tutara ise karar tarihinden itibaren faiz işletiliyor.
| Dönem | Neyi kapsar | Faiz başlangıcı |
|---|---|---|
| Bilinen dönem | Olay tarihi ile karar tarihi arasındaki fiili kazanç kaybı | Haksız fiil tarihi |
| Bilinmeyen dönem | Karar tarihinden sonraki, varsayıma dayanan kayıp | Karar tarihi |
Fark, uzun süren dosyalarda büyür. Bedensel zarar tazminatında faiz kaleminin ağırlığı, geleceğe dönük tutarın toplam içindeki payı yüksekse belirgin biçimde küçülür. Genç yaşta sürekli iş göremezliğe uğrayan bir kişide bakiye ömür uzun olduğu için bilinmeyen dönem tazminatın büyük bölümünü oluşturur; işte bu dosyalarda etki en sert hissedilecek.
Yeni Kanuni Faiz Oranı: Reeskontun Yüzde 80'i

Faizin ne zaman başladığı kadar hangi oranla işlediği de önemli. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun m.1, yıllardır sabit bir oran öngörüyordu. AYM bu düzenlemeyi, alacağın enflasyon karşısında aşınmasına karşı etkili bir mekanizma içermediği gerekçesiyle iptal etti; kararın gerekçesinde alacağın mülkiyet hakkı kapsamında olduğu ve devletin pozitif yükümlülüğü vurgulanıyor.
Yeni düzenlemede yasal faiz, Merkez Bankasının bir önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde 80'i olarak belirleniyor. 30 Haziran itibarıyla oran beş puandan fazla saparsa, yılın ikinci yarısı için güncellenmiş oran uygulanabiliyor.
İki değişikliğin birlikte okunması gerekir. Faiz başlangıcının geriye çekilmesi alacaklı aleyhine, oranın enflasyona duyarlı hâle gelmesi ise alacaklı lehinedir. Net etki her dosyada farklı çıkar; kaza tarihi, yargılama süresi ve tazminatın dönemler arası dağılımı sonucu belirler.
Etkinin Yapısı: Hangi Dosyada Fark Büyür?
Değişikliğin etkisi her dosyada aynı değil. Belirleyici olan iki değişken var: yargılamanın süresi ve tazminatın dönemler arasındaki dağılımı.
Kısa süren ve kaybın büyük bölümünün geçmişte kaldığı dosyalarda fark küçüktür. Örneğin emekliliğine az kalmış bir kişinin geçirdiği kazada bilinmeyen dönem kısa olduğundan, faizin karar tarihine kayması toplam tutarı sınırlı ölçüde etkiler.
Etkinin en sert hissedileceği yer, genç yaşta sürekli iş göremezliğe uğrayan kişilerin dosyalarıdır. Bakiye ömür uzun olduğu için tazminatın ağırlıklı kısmı geleceğe dönüktür; faiz bu kısımda ancak karar tarihinden işlemeye başlar. Aynı durum, küçük çocuk bırakarak hayatını kaybeden bir desteğin arkasından açılan davalarda da geçerlidir.
| Dosya profili | Bilinmeyen dönemin ağırlığı | Değişikliğin etkisi |
|---|---|---|
| İleri yaşta, kısa süren yargılama | Düşük | Sınırlı |
| Orta yaş, uzun süren yargılama | Orta | Belirgin |
| Genç yaş, sürekli iş göremezlik | Yüksek | En sert |
Geçiş Hükmü: Hangi Kazalar Kapsamda?
Bu, dosyası olan herkesin ilk sorması gereken soru. Değişiklik yalnızca yürürlük tarihinden sonra gerçekleşen haksız fiillere uygulanacak şekilde düzenlendi. Daha önce meydana gelen kazalar, dava hangi tarihte açılmış olursa olsun eski rejime tabi kalıyor ve faiz her iki dönem için olay tarihinden işlemeye devam ediyor.
Buradaki karşı-sezgisel nokta şudur: belirleyici olan davanın açılma tarihi değil, kazanın gerçekleşme tarihidir. Yürürlükten önceki bir kaza için yıllar sonra açılan dava eski rejime tabi olurken, yürürlükten sonraki bir kaza için hemen açılan dava yeni rejime tabi olur. "Davayı yürürlükten önce açarsam kurtulurum" düşüncesi bu nedenle sonuç doğurmaz.
Sigortacıya Karşı Faiz: Sekiz İş Günü Kuralı

Zorunlu mali sorumluluk sigortacısına karşı faiz, haksız fiil failinden farklı bir mantıkla işler. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.99 uyarınca sigortacılar, hak sahibinin genel şartlarla belirlenen belgeleri merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde ödeme yapmak zorundadır.
Sonuç şudur: sigortacı, olay tarihinde değil, eksiksiz başvurudan sonraki sekizinci iş gününün sonunda temerrüde düşer. Belgeler sunulmadan yapılan ya da hiç yapılmayan bir başvuruda sigortacının temerrüdünden söz edilemez. KTK m.97 uyarınca sigortacıya başvuru, dava veya tahkim yoluna gitmeden önce zorunlu bir aşamadır.
Bu ayrım pratikte ciddi bir faiz farkı yaratır. Aynı kazada işletene karşı olay tarihinden, sigortacıya karşı başvurudan sonraki sekizinci iş gününden faiz işler. Başvuruyu geciktirmek, sigortacıya karşı faiz kaybı anlamına gelir.
Görevli mahkeme de tarafa göre değişir. Sürücü, işleten ve araç sahibine karşı açılan davalarda asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Sigorta şirketine karşı açılan davalarda ise uyuşmazlık ticari nitelik taşıdığından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.4 ve m.5 uyarınca asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Sigortacı ile birlikte diğer sorumlulara da dava açılacaksa dosya asliye ticaret mahkemesine gider. Trabzon'da bu dosyalar, ilgili asliye ticaret mahkemesinde görülür ve görev kuralı mahkemece re'sen gözetilir.
Tazminat Hesabında Yargıtay'ın Aradığı Unsurlar
Faiz tartışması, hesap raporunun sağlamlığından bağımsız düşünülemez. Faiz neyin üzerine işleyecekse, önce o tutarın doğru kurulmuş olması gerekir.
Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı, haksız fiil sorumluluğunun ilkelerine uygun ve denetime elverişli bir aktüeryal hesapla belirlenir. Rapor; zarar görenin geliri, destek payları, aktif ve pasif çalışma dönemleri ile iskonto kuralları açıkça gösterilmeden hükme esas alınamaz. Hesabın hangi verilerle ve hangi yöntemle yapıldığı denetlenemiyorsa, karar eksik inceleme nedeniyle bozulur.
İkinci yerleşik ilke denkleştirmeye ilişkindir. Sosyal güvenlik kurumundan yapılan ve rücua tabi olmayan ödemeler ile tazminat amacı taşımayan yardımlar, hesaplanan zarardan kendiliğinden düşülemez. Denkleştirme yapılabilmesi için ödemenin aynı zarar kalemini karşılaması ve rücu ilişkisi içinde bulunması aranır.
Üçüncü ilke hakkaniyet indirimiyle ilgilidir. Hesaplanan tazminat yüksek göründüğü gerekçesiyle hakkaniyet adı altında indirilemez. TBK m.51 kapsamındaki indirim, zarar görenin kusuru, olayın özel koşulları ya da zarar verenin ekonomik durumu gibi somut bir sebebe dayandırılmalı ve gerekçesi kararda gösterilmelidir.
Bu üç ilke, yeni faiz rejiminde daha da önem kazanıyor. Bilinen ve bilinmeyen dönem ayrımı faize taşındığı için, raporun bu iki dönemi ayrı ayrı ve açıkça göstermesi zorunlu hâle geliyor. Dönem ayrımını yapmayan bir hesap raporu üzerinden faiz hükmü kurulması mümkün olmaz; bu, önümüzdeki dönemde en sık karşılaşılacak bozma sebeplerinden biri olmaya aday.
Bilirkişi raporuna itiraz süresi de bu yüzden kritik. Rapor tebliğ edildikten sonra iki hafta içinde yapılmayan itiraz, dönem ayrımındaki hatanın sonradan tartışılmasını zorlaştırır. İtirazın soyut kalmaması, hangi verinin hangi dönemde yanlış kullanıldığının rakamla gösterilmesi gerekir.
Düzenlemeye Yöneltilen Eleştiriler
Değişiklik doktrinde ve uygulamacılar arasında tartışmalı. Eleştirilerin ilki enflasyonla ilgili: yıllara yayılan davalarda geleceğe dönük tazminatın gerçek değeri, faiz işlemediği dönemde aşınır. İkincisi teşvik yapısına dair: yargılamanın uzaması borçlu açısından maliyetsiz hâle gelirse, savunmanın süreci uzatma yönündeki eğilimi güçlenebilir. Üçüncüsü uzlaşma dengesine dair: faiz baskısı azalan sigortacı ve sorumlular karşısında zarar görenin daha düşük teklifleri kabul etme ihtimali artabilir.
Karşı görüş de var. Faizin, henüz doğmamış ve varsayıma dayanan bir zarar üzerinden geriye dönük işletilmesi, tazminat hukukunun zararın gerçek karşılığını verme amacını aşar. Aktüeryal hesapta geleceğe dönük tutar zaten iskonto edilerek bugüne indirgenirken, aynı tutara olay tarihinden faiz eklenmesi çifte kazanç yaratır. Yeni oran mekanizmasının enflasyona duyarlı olması da bu görüşün dayanağıdır.
Doktrinde haksız fiil sorumluluğu ve tazminatın belirlenmesine ilişkin temel çerçeve Eren'in Türk Borçlar Hukuku Genel Hükümler çalışmasında ayrıntılı biçimde tartışılır; faiz başlangıcının zararın doğum anına bağlanması bu çerçevenin bir sonucudur.
Sık Yapılan Hatalar
Uygulamada tekrar eden hatalar, hak kaybının büyük bölümünü açıklıyor.
Birinci hata, sigortacıya başvuruyu geciktirmek. Faiz, eksiksiz başvurudan sonraki sekizinci iş gününden işlediği için her gecikme doğrudan kayıptır. İkinci hata, başvuruyu eksik belgeyle yapmak; eksik başvuru sigortacıyı temerrüde düşürmez ve faiz hiç işlemez.
Üçüncü hata, faiz türünü ve başlangıcını dilekçede belirtmemek. Talep edilmeyen faize hükmedilmez; dilekçede faiz başlangıcının ve türünün açıkça yazılması gerekir. Dördüncü hata, geçiş hükmünü yanlış okuyup dava tarihine göre hesap yapmak; belirleyici olan kaza tarihidir. Beşinci hata, sigorta şirketine karşı davayı asliye hukuk mahkemesinde açmak; görev kuralı kamu düzenindendir ve dosya görevsizlikle karşılaşır.
Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Faiz hesabı; kaza tarihi, başvuru tarihi, kusur oranı ve tazminatın dönemler arası dağılımına göre dosyadan dosyaya değişir. Bu nedenle bir hukuk profesyoneline danışmanız önerilir.
Sonuç
Bedensel zarar tazminatında faiz, artık tek bir başlangıç tarihine bağlı olmaktan çıkıyor. Kazancın bilindiği dönem olay tarihinden, bilinmediği dönem karar tarihinden faizlenecek; buna karşılık kanuni faiz oranı sabit olmaktan çıkıp Merkez Bankası reeskont oranına endeksleniyor. İki değişikliğin bileşik etkisi dosyadan dosyaya farklı çıkacağı için tek bir genel sonuç çıkarmak doğru olmaz. Kesin olan şudur: yeni rejimde sigortacıya zamanında ve eksiksiz başvurmak, faiz kaleminin korunması bakımından eskisinden daha belirleyici hâle geliyor. Kendi dosyanızın hangi rejime tabi olduğunu ve faiz hesabının nasıl kurulacağını bir hukuk profesyoneline değerlendirtmeniz gerekir.
Sık Sorulan Sorular
Bedensel zarar tazminatında faiz şu anda ne zaman başlıyor?
İki dönemli faiz ne demek?
Yeni kural eski kazalara uygulanacak mı?
Kanuni faiz oranı nasıl belirlenecek?
Sigorta şirketine karşı faiz ne zaman işlemeye başlar?
Yorumlar
Yorum Yapın
E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yorumunuz moderasyon onayından sonra görünecektir.