Velayet, çocuğun bakımı, eğitimi, temsili ve mallarının yönetimini kapsayan bir hak ve yükümlülük bütünüdür. Evlilik birliği devam ederken ana ve baba velayeti birlikte kullanır; boşanma hâlinde ise hâkim, velayeti ana veya babadan birine bırakır ya da koşulları varsa birlikte kullanılmasına karar verir.

Uygulamada en çok tartışılan üç başlık var: ortak velayetin hangi hâllerde mümkün olduğu, kişisel ilişkinin nasıl kurulup nasıl korunduğu ve velayetin sonradan değiştirilip değiştirilemeyeceği. Bunlara 2022'den bu yana dördüncü bir başlık eklendi: çocuk teslimi ve kişisel ilişkinin yerine getirilmesi artık icra dairelerinde değil, adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerinde yürütülüyor.

Aşağıda dört başlığın da yasal dayanağını, mahkemenin hangi ölçütlere baktığını, sürecin nasıl işlediğini ve pratikte en sık yapılan hataları bulacaksınız.

Velayetin Kapsamı ve Boşanmada Düzenlenmesi

Velayetin kapsamı: bakım ve gözetim, eğitim, sağlık kararları ile yasal temsil ve mal yönetimi
Velayetin kapsamı: bakım ve gözetim, eğitim, sağlık kararları ile yasal temsil ve mal yönetimi

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.335, ergin olmayan çocuğun ana ve babasının velayeti altında olduğunu düzenler. Evlilik devam ettiği sürece velayet, TMK m.336 uyarınca ana ve baba tarafından birlikte kullanılır.

Boşanma veya ayrılık hâlinde düzenleme TMK m.182'ye göre yapılır. Hâkim, velayetin kullanılmasını taraflardan birine bırakır ve velayet kendisine verilmeyen eş ile çocuk arasında kişisel ilişki kurar. Aynı madde, velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmakla yükümlü olduğunu da öngörür.

Velayet, anlaşmalı boşanmada dahi tarafların iradesine tam olarak bırakılmaz. Hâkim, protokoldeki velayet ve kişisel ilişki düzenlemesini çocuğun yararına aykırı bulursa değiştirebilir ya da tarafları düzenlemeyi değiştirmeye davet edebilir. Bu, anlaşmalı boşanmaya hazırlıksız girilmesinin en sık karşılaşılan sonucudur.

Ortak Velayet: Hukuki Dayanak ve Dönüm Noktası

Türk hukukunda ortak velayet uzun süre tartışmalıydı; TMK boşanma hâlinde açık bir birlikte velayet hükmü içermez. Değişim, uluslararası bir metinle geldi.

İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme'ye Ek 7 No'lu Protokol, 6684 sayılı Kanun'la onaylanarak 25 Mart 2016 tarihinde iç hukuka girdi. Protokol'ün 5. maddesi, eşlerin evlilik süresince ve evliliğin sona ermesi hâlinde kendi aralarında ve çocuklarıyla ilişkilerinde eşit hak ve sorumluluklara sahip olduğunu düzenler.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 20 Şubat 2017 tarihli kararında bu Protokol'e dayanarak ortak velayetin Türk kamu düzenine aykırı olmadığına hükmetti. Karar, uygulamada dönüm noktası oldu ve ortak velayet talepleri ilk derece mahkemelerinde değerlendirilebilir hâle geldi.

Bunun anlamı ortak velayetin kural hâline gelmesi değildir. Ortak velayet, koşulları oluştuğunda verilebilen bir seçenektir; kendiliğinden bir hak doğurmaz ve talep edilmesi gerekir.

Ortak Velayet Hangi Şartlarda Verilir?

Ortak velayete hükmedilebilmesi için aranan şartların kontrol listesi
Ortak velayete hükmedilebilmesi için aranan şartların kontrol listesi

Mahkeme, ortak velayet talebini çocuğun üstün yararı ölçütüyle değerlendirir. Uygulamada öne çıkan ölçütler şunlardır:

ÖlçütNeden önemli
Ebeveynler arası iş birliğiOrtak velayet sürekli iletişim gerektirir; çatışma hâlinde çocuk zarar görür
Coğrafi yakınlıkOkul, sağlık ve günlük düzenin ortak yürütülebilmesi için
Çocuğun yaşı ve alışkanlıklarıKüçük yaşta düzen değişikliği daha fazla etkiler
İdrak çağındaki çocuğun görüşüÇocuğun beyanı alınır, tek başına bağlayıcı değildir
Ebeveynlerin çocuğa ayırdığı zamanFiili bakım kapasitesi

Trabzon yargı çevresinde coğrafi yakınlık ölçütü sıklıkla belirleyici oluyor. İlde ebeveynlerden birinin başka bir şehirde ya da yurt dışında çalıştığı dosyalar az değil. Böyle durumlarda birlikte velayet, günlük kararların ortak alınmasını fiilen imkânsız kıldığı için uygun görülmeyebiliyor; buna karşılık kişisel ilişkinin okul tatilleri ve uzun dönemler üzerinden kurgulanması gündeme geliyor.

Karşı-sezgisel bir nokta burada saklı. Birlikte velayet, "çocuk yarı zamanını bir ebeveynde, yarısını diğerinde geçirir" anlamına gelmez. Kurum, çocuğa ilişkin kararların birlikte alınmasını ifade eder; çocuğun fiilen kiminle yaşayacağı ayrıca düzenlenir. Bu ikisini karıştırmak, tarafların beklentisiyle kararın örtüşmemesine yol açar.

Kişisel İlişki Kurma Hakkı

TMK m.323, ana ve babadan her birinin velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahip olduğunu düzenler. Hak, velayeti olmayan ebeveynin çocuğuyla bağını korumasını sağlar.

TMK m.324 ise bu hakkın sınırını çizer. Ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten ve çocuğun eğitilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür. Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer, ana ve baba bu haklarını yükümlülüklerine aykırı kullanır, çocukla ciddi olarak ilgilenmezler ya da başka önemli sebepler bulunursa kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir.

Üçüncü kişiler yönünden dayanak TMK m.325'tir. Olağanüstü hâller mevcutsa ve çocuğun menfaatine uygun düşüyorsa, kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı başta hısımlar olmak üzere diğer kişilere de tanınabilir. Uygulamada bu hüküm en çok büyükanne ve büyükbaba talepleri bakımından gündeme gelir.

Kişisel ilişki düzeni belirlenirken çocuğun yaşı, okul takvimi, ebeveynler arasındaki mesafe ve varsa özel bakım gereksinimleri dikkate alınır. Emzirme çağındaki çocukta gece yatılı düzen kurulmaz; okul çağında ise hafta sonu ve tatil dönemleri esas alınır.

Velayetin Değiştirilmesi ve Kaldırılması

Velayetin değiştirilmesi süreci: değişen koşul, dava, sosyal inceleme raporu ve çocuğun dinlenmesi
Velayetin değiştirilmesi süreci: değişen koşul, dava, sosyal inceleme raporu ve çocuğun dinlenmesi

Velayet kararı kesin değildir. TMK m.183, ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkimin resen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alacağını düzenler.

Değişiklik davasında ölçüt yine çocuğun üstün yararıdır. Talep eden tarafın, kendisinin daha iyi koşullara sahip olduğunu göstermesi tek başına yeterli olmaz; mevcut düzenin çocuk yönünden elverişsiz hâle geldiğini ortaya koyması gerekir.

Velayetin kaldırılması daha ağır bir sonuçtur ve TMK m.348'de düzenlenir. Ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka yerde bulunması veya benzeri sebeplerle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi; çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi ya da yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması hâllerinde velayet kaldırılabilir.

Uygulamada bu davaların en kritik aşaması sosyal inceleme raporudur. Pedagog, psikolog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlar çocuğu ve ebeveynleri ayrı ayrı değerlendirir; rapor hükmün temel dayanağını oluşturur. Rapora itiraz süresini kaçırmak, sonradan telafisi güç bir eksiklik yaratır.

Çocuk Teslimi ve Kişisel İlişkinin Yerine Getirilmesi: Yeni Sistem

Bu başlık, son yıllarda en köklü değişikliğin yaşandığı alan. Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam ve tedbir kararları, eskiden icra dairelerince ve çoğu zaman kolluk eşliğinde yerine getiriliyordu. Sistem, çocuğun icra takibinin konusu hâline gelmesi nedeniyle uzun süre eleştirildi.

7343 sayılı Kanun'la 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'na eklenen m.41/A ve devamı hükümlerle bu görev, Adalet Bakanlığına bağlı adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerine devredildi. İcra ve İflas Kanunu'nun ilamların icrasına ilişkin hükümlerinin çocuk teslimi bakımından uygulanmasına son verildi.

Yeni sistemde teslim, uzman eşliğinde ve çocuğun üstün yararı gözetilerek gerçekleştirilir. Teslim yeri olarak müdürlükçe belirlenen mekânlar kullanılabilir; gerektiğinde teslimin nasıl yapılacağına ilişkin ayrı bir plan oluşturulur. Trabzon'da bu işlemler, adliye bünyesindeki adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğü aracılığıyla yürütülür.

Kararın yerine getirilmesini engelleyen ebeveyn yönünden ise ayrı yaptırımlar öngörülmüştür. Bu nedenle kişisel ilişki düzeninin kararda somut, uygulanabilir ve tereddüde yer bırakmayacak biçimde yazılması önem taşır.

Sistemin bir başka yeniliği, teslim sürecinde çocuğun ruh sağlığını gözeten kademeli yaklaşımdır. Çocuğun tesliminden kaçınıldığı ya da çocuğun teslime direndiği hâllerde doğrudan zorlayıcı tedbire başvurulmaz; önce uzman görüşü alınır ve gerekiyorsa teslimin kademeli olarak gerçekleştirilmesi planlanır. Amaç, çocuğun teslim işlemini bir çatışma anı olarak deneyimlemesini önlemektir.

Uygulamada dikkat edilmesi gereken bir usul ayrıntısı da başvuru aşamasındadır. Kararın yerine getirilmesi için müdürlüğe başvurulması ve teslim programının oluşturulması gerekir; kişisel ilişki kararının kendiliğinden işlemesi beklenmez. Başvurunun yapılmaması, engellemeye ilişkin sonraki iddiaları da zayıflatır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Velayet ve kişisel ilişkiye ilişkin davalarda görevli mahkeme aile mahkemesidir; dayanak 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'dur. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla görev yapar.

Boşanma davasıyla birlikte istenen velayet talebi, boşanma davasının görüldüğü mahkemede karara bağlanır. Boşanmadan sonra açılacak velayetin değiştirilmesi davasında ise yetki, kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesine aittir. Bu kurallar çerçevesinde dava Trabzon Aile Mahkemesinde görülebilir.

Çocuğun Dinlenmesi ve Sosyal İnceleme Raporu

Velayet dosyalarının hükme en çok etki eden iki unsuru, idrak çağındaki çocuğun dinlenmesi ve sosyal inceleme raporudur.

Çocuğun görüşünün alınması, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 12. maddesi ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi'nden doğan bir yükümlülüktür. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre idrak çağındaki çocuğun görüşü alınmadan velayet düzenlemesi yapılması bozma sebebidir. Buna karşılık çocuğun beyanı tek başına bağlayıcı değildir; hâkim beyanı, çocuğun yaşı ve yönlendirilme ihtimaliyle birlikte değerlendirir.

Dinleme işlemi uzman eşliğinde ve çocuğu ebeveynlerin etkisinden uzak tutacak biçimde yapılır. Çocuğun duruşma salonunda, taraflar huzurunda dinlenmesi uygun görülmez.

Sosyal inceleme raporu ise pedagog, psikolog ve sosyal çalışmacıdan oluşan bir ekip tarafından hazırlanır. Rapor; ebeveynlerin barınma koşullarını, çalışma düzenini, çocukla kurdukları ilişkiyi ve çocuğun okul ve sosyal çevresini birlikte değerlendirir. 2026 uygulamasında bu raporun dosyada bulunmaması, velayet kararlarının en sık karşılaşılan eksiklik gerekçesidir.

Rapora itiraz, raporun tebliğinden sonraki iki hafta içinde yapılmalıdır. İtirazın soyut kalmaması gerekir; hangi tespitin hangi somut olguyla çeliştiğinin gösterilmesi, ek inceleme yaptırılmasının tek yoludur. İtiraz edilmeyen tespitler kararda esas alınır ve istinaf aşamasında tartışılması güçleşir.

Uzman raporunun bağlayıcı olmadığı da unutulmamalıdır. Hâkim raporla bağlı değildir; ancak rapordan ayrılıyorsa gerekçesini kararda göstermek zorundadır.

Sık Yapılan Hatalar

Uygulamada tekrar eden hatalar, çoğu zaman çocuğun aleyhine sonuç doğuruyor.

Birinci hata, ortak velayeti fiili paylaşımla karıştırmak. Ortak velayet karar alma yetkisine ilişkindir; çocuğun kiminle yaşayacağı ayrı bir konudur ve kararda ayrıca düzenlenmelidir. İkinci hata, kişisel ilişki düzenini muğlak yazdırmak. "Uygun zamanlarda görüşme" gibi ifadeler, uygulama aşamasında her iki taraf için de sorun üretir; gün, saat ve teslim yeri açıkça belirtilmelidir.

Üçüncü hata, kişisel ilişkinin engellenmesine karşı hiçbir adım atmadan beklemek. Engelleme sürdükçe fiili durum yerleşir ve sonraki taleplerde aleyhe delil hâline gelir. Dördüncü hata, sosyal inceleme raporuna itiraz etmemek; rapor hükmün dayanağı olduğundan itiraz edilmeyen tespitler kararda esas alınır. Beşinci hata, velayetin değiştirilmesi davasını yalnızca "ben daha iyi bakarım" iddiasıyla açmak; ölçüt kıyaslama değil, mevcut düzenin çocuk için elverişsiz hâle gelmiş olmasıdır.

Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Velayet ve kişisel ilişki kararları her çocuğun kendi koşullarına göre şekillenir; bu nedenle bir hukuk profesyoneline danışmanız önerilir.

Sonuç

Velayet uyuşmazlıklarında sonucu belirleyen tek ölçüt çocuğun üstün yararıdır; ebeveynlerin talepleri bu ölçütün altında değerlendirilir. Ortak velayet 2016'da iç hukuka giren 7 No'lu Protokol ve Yargıtay'ın 2017 tarihli kararıyla mümkün hâle geldi, ancak koşulları oluşmadan verilmiyor ve fiili paylaşımla aynı şey değil. Kişisel ilişki düzeninin somut yazılması, sosyal inceleme raporuna zamanında itiraz edilmesi ve engelleme hâlinde bekleme yerine adım atılması, dosyaların kaderini belirleyen üç pratik nokta. Çocuk teslimi artık icra dairelerinde değil adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerinde yürütülüyor; bu, kararın nasıl yazıldığını eskisinden daha önemli hâle getiriyor. Kendi dosyanız için bir hukuk profesyoneline danışmanız gerekir.